Bebeğim, Sen De Su İçmelisin!

Yaşamın başlangıcında ilk altı ayda, her doğan bebek hem besin hem de su ihtiyacını anne sütüyle karşılar. Anne sütünün % 90’ı sudur. Altıncı aydan sonra, sıvı ihtiyacı ağırlıklı olarak anne sütüyle karşılanmaya devam ederken bebek su içmeye de başlamalıdır. İçilecek suyun nitelikleri, özellikle bebekler için çok daha önemlidir. Bebeklerin bir yaşına kadar böbrek fonksiyonlarının yetersiz olduğu iyi bilindiği için, bebeğe içirilecek suyun düşük mineral içermesi tercih edilmelidir.

Bir yaşından sonra bebeğin yiyebildiği besin çeşitliliği ve yediği besin miktarı artar. Besinlerle aldığı su da sıvı ihtiyacını destekler. Ancak, bebeğin vücut ağırlığı artmıştır. Bu nedenle sıvı ihtiyacı da artar. Ve bebeğin su içmeden sıvı ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Bebeklerin vücut ağırlıkları başına erişkinlerden daha fazla su ihtiyaçları olduğu da asla unutulmamalıdır.

Bebekler özellikle de 6 ile 24 aylar arasında daha sık ishal olurlar. İshal, kusma ve sulu dışkılamaya neden olduğu için bebeğin sıvı kayıpları artar. Benzer şekilde sıcak aylarda çevre ısısının artması ya da bebeğin ateşli hastalıklara yakalanması da bebeğin sıvı ihtiyacını arttırır.

Susuzluk ve bunun giderilmesi vücutta olağanüstü bir mekanizmayla yönetilir. Ancak bebekler susuzluklarını algılama ve gidermede yetersizdirler. Bu nedenle annelerin bebekelerinin su ihtiyaçlarının arttığı durumları bilmeleri, bebeklerinde susuzluk belirtilerinin gelişip gelişmediğini izlemelidirler. Bebeğin alışılandan daha seyrek bez ıslatması, daha koyu renkli idrar yapması, dil ve dudaklarındaki kuruluk annelerini uyarmalıdır. Bebekte susuzluk belirtileri ortaya çıkmıştır. Hemen bebeğe sık sık su teklif etmeleri gerekir. Susuzluk her canlıyı su içmeye sevk eder. Anneler suyu bebeklerine erişilebilir, görülebilir, hatırlanabilir kılmalıdırlar.

Emziren Anneler ve Su

Uzun zaman bekledikten sonra bebeğini kucağına alan her anne daha ilk andan itibaren onu uzun süre emzirmek ister. İçinde de bir endişe vardır. Acaba sütü yetecek midir? Özellikle de bebeğin içtiği anne sütünü ölçemedikleri için tedirgin olurlar. Anne sütü, bebeğin hem besin hem de sıvı ihtiyacını karşılayan tek besin maddesidir. Anne sütünün bol ve uzun süreli olması için ilk koşul annenin kendisine ve bebeğine güvenmesidir. İlk aylarda bebek sık sık emzirilecek, memede de bol bol süt üretilecektir. Bebeğin emdiği sütün, bebeğin sıvı ihtiyacını karşılayıp karşılamadığını belirlemek için bebeğin günde ne sıklıkla ve ne renkte idrar yaptığı takip edilebilir. Günde 6-8 defa açık sarı-beyaz renkli idrar yapıyorsa sorun yoktur. Ama annenin sıvı ihtiyacı artar, annenin süt olarak kaybettiği sıvı yerine mutlaka konmalıdır.

Anne sütünün çok önemli bir kısmı sudur ve bu su anneden temin edilerek salgılanmaktadır. Diğer bir ifadeyle bebeğin emdiği sütün sıvı kaynağı annenin içtiği sudur. Gerek miktarı gerek düşük mineral içeriği ile hem anne için hem de bebek için uygun olmalıdır.

Bebeklerini emziren annelerin, uzun ömürlü ve yeterli süt üretebilmeleri için susuz kalmamaları, artan su ihtiyaçlarını karşılamaları çok önemlidir. Özelikle bebeklerini emzirirken mutlaka yanlarında bir bardak su bulunması sağlıklı bir alışkanlıktır. Pek çok anne emzirirken susadığını fark eder. Susadığını hissettiği anda bunun giderilmesi, bebek-anne birlikteliğini bozmadan gerçekleşmelidir. Annenin su ihtiyacı hemen giderilmeli, emzirmenin bitimi beklenmemeli, anne daha emzirmeye devam ederken susuzluğunu gidermelidir.

Sıvı ihtiyacı başka içeceklerin de katkısıyla karşılanabilir. Taze meyve suları, suyun yanı sıra önerilen diğer sağlıklı sıvı kaynaklarındandır. Şekerli içecekler, kahve ve çay kalori ve kafein içerdikleri için tercih edilmemeli, sıvı ihtiyacı su ile karşılanmalıdır.

Bebeğim, su içmek sağlıklıdır…

Küçük çocukların vücutlarında su oranı % 90’dır. Vücutta her boşlukta ve her dokuda su bulunur. Su içmek, dokularımızın ve hücrelerimizin banyo yapmasıdır. Deri nemlenir. İdrar çıkışı artar. Toksik maddeler vücuttan uzaklaştırılır. Bebekler susuzluklarını ifade edemedikleri için, ebeveynlerin bu konuda çok dikkatli olması gerekir. Bebeğe sık sık su teklif edilmeli, susamış ise içmesi sağlanmalıdır.

Su daima ihtiyacımızdır. Anne sütü de çok su içerir. Biberon maması da su ile hazırlanır. Sıcak havalarda özellikle daha çok sıvı, su olarak karşılanmalıdır. Sıcak havalarda bebeğe daha çok su içirmek, bebeği serinletmenin en sağlıklı yoludur. Katı beslenmeye geçildikten sonra da su içmesi, mide-bağırsak sistemindeki hareketliliğin rahatlaması için gereklidir. Böbreklerin daha verimli çalışmasını da sağlar.

Sıvı ihtiyacının giderilmesinde taze meyve suyu mu yoksa su mu tercih edilmeli?

Bu sorunun cevabı üzerinde çok tartışılsa da tercih belli, nedenleri de açıktır. Araştırmalar meyve suyu tüketimi ile obezite arsındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. Meyve suyu, vitamin ve mineral alımı için desteklenmeli ama fazla tüketilmesiyle oluşabilecek fazla kalori alımından da sakınılmalıdır. Meyve suyu genellikle vitamin C, folat, vitamin B6, demir, potasyum ve magnezyum içerir. Sadece % 100 taze meyve suyu bu vitamin ve mineral içeriğine sahiptir. Bebekler için daima evde hazırlanmış meyve suları tercih edilmelidir. Şekerli ve aromalı içecekler tercih edilmemelidir. Bebeğin daima meyve suyu yerine meyve tüketmesi tercih edilmelidir. Bu daha daima daha sağlıklıdır. Hem vitamin – mineral hem de lif ihtiyacını karşılamanın en kolay ve en sağlıklı yoludur.

Su biberon mamasından daha akışkandır. Bu nedenle bebek tarafından daha yavaş içilmelidir. Kaşıkla verildiğinde küçük kaşık kullanılmalı, biberon deliği büyük olmamalıdır. Su, daima yemek sonrasında teklif edilmelidir. Aç karına bebeğe ve küçük çocuklara su verilmemelidir.

Bebeğiniz susamış olabilir mi?

İnsan vücudunun önemli bir bileşeni sudur. Bebeklikte bu oran çok yüksektir (%80). Yaşamın sürdürülebilmesi için her canlı vücudundaki suyu muhafaza etmek zorundadır. Bu nedenle vücuttaki su dengesi garanti altına alınmış fizyolojik bir süreçtir.

Susuzluk hissi ilk bulgudur. Bunu diğer belirti ve bulgular izler. Dudaklar kurur, dil kurur. İdrar miktarı ve sıklığı azalır. Anneler genellikle alışılmıştan daha seyrek bez değiştirdiklerini fark edebilirler. Bezdeki ıslaklık da gittikçe azalır. İdrar rengi koyulaşır. Çok açık sarı-beyaz olması gereken idrar gittikçe belirgin derecede sarılaşmaya başlar. Bebekteki huzursuzluk, mutsuzlık dikkat çekicidir. Tüm ihtiyaçları giderilmiş olmasına rağmen bebekteki mutsuzluk ve huzursuzluk, anneye daima bebeğinin susamış olabileceğini hatırlatmalıdır. Bebek sürekli ağlama eğilimi gösterir. Anneler bebeklerinde ortaya çıkabilecek susuzluk belirtilerini bilmeli ve yakından izlemelidir. Bebeğin bıngıldağı açık ise çökebilir. Ağladığında gözyaşı gelmez. Artık bebek ciddi olarak hayatını tehdit eden bir susuzluk içindedir. Acilen müdahale edilmelidir.

İlk altı ayda anne sütü ile bebek tüm ihtiyacını karşılar ama daha sonra anne zaman zaman bebeğine su teklif etmeli, bebeğin içgüdüsel olarak içmesini sağlamalıdır. Bu konuda zorlamasına gerek yoktur. Bebeklik yaş grubunda tercih edilecek su düşük mineralli olmalıdır. Böbrekleri erişkin özelliklerinde olmadığı için düşük mineralli su tüketmeleri önemlidir.

Ağlıyorsun bebeğim, susadın mı?

Genellikle kültürel değişkenlik gösterse de tombul bebek sevilir. Tombul bebek sevimlidir.

Peki tombul bebek sağlıklı mıdır?

Bebeklerin vücut ağırlık artışları doğdukları andan itibaren programlanmış bir takvime göre gerçekleşir. Sağlıklı bir bebek 5. ayın sonunda doğum ağırlığının iki katı, bir yaşında ise üç katı olur. Anneler, bebekleri bu sınırların üstünde olduğu zaman hiç endişe etmezler. Aslında bebek bu süreçte sadece anne sütü alıyorsa doktorlar da endişe etmezler. Ek besinlere başlandıktan sonra, bebek meyve ve sebze yemeğe başlayınca, bebeğin gün içinde aldığı anne sütü azaldıkça kilo artış hızı azalır ve vücut ağırlığı dengelenir. Ancak 6. aydan sonra bebeğe meyve yerine, meyve suyu verilirse ve bebeğin sıvı ihtiyacını karşılamak üzere su yerine daima meyve suyu tercih edilecek olursa, meyve suyu tüketimi sınırlanmazsa bebek hızlı kilo almaya devam eder. Obezite gelişir. Bebek su içmeyi de sevmez, öğrenemez.

Ne yazık ki, bir yaşından sonra hekimler tarafından önerilmese de aromalı-kalori içeren içecekler ve şekerli çay da bebeklere verilmektedir. Sağlıklı değildir, obezite riskini arttırır, tercih edilmemelidir.

Bu noktada bebeğin kilo artışlarının sağlıklı sınırlarda sürdürebilmesi için tercihlerimizi dikkatli yapmalıyız. İşte su içerdiği “0” kalori ile en sağlıklı sıvı kaynağıdır. Su, bebeğimizin daha sonraki aylara ve yıllara obez olarak geçmesini engelleyen önemli bir emniyet vanasıdır. Sıvı ihtyacının meyve suyuyla karşılanması durumunda obezite riski yüksektir.

Bu nedenle obeziteyi önlemek için,

  • Bebeğinizi gerektiğinde besleyiniz. Tok olduğu halde başka bir nedenle ağlayan bebeğe süt veya yemek vermeyiniz. Unutmayın, bebek canı acıdığında veya sıkıldığında da ağlar.
  • Bebeğinizin susadığında da ağlayabileceğini aklınızdan çıkarmayınız. Ağlayan bebeğinize su teklif ediniz.
  • Bebeğinize yüksek kalori içerikli sıvılar yerine su veriniz. Bebeğiniz doyduğu halde hala emmek istediğinde bu bebeğinizi tatmin eder. Fazla kalori almasını önler.
  • Su içme alışkanlığının kazanılması için de sağlıklı bir uygulamadır.

Bebeğim senin için de su içiyorum…   

 Her yaş grubunda su içmek önemli ve sağlıklıdır. Ancak gebelikte su içmek, içilen sudan hem anne hem de bebek faydalandığı için çok daha önemlidir. Diğer bir ifadeyle içilen su, gerçek anlamda hem anne hem de bebek tarafından kullanılır. Anne, içtiği su ile bebeğinin de sıvı ihtiyacını karşılaması ve gebelikte de 1.5-2 litre su içilmesi gereklidir, ihmal edilmemelidir. Ancak anne adayı “klorlanmış su” içmemelidir, önerilmez. Suya uygulanan klorlama, gebeliğin devamında ciddi risk oluşturabilir. Gebelikte daima tercih edilecek sıvı su olmalı, ancak bu su da şişe suyu olmalıdır.

Bebek anne karnında amniyon sıvısı içinde saklanır ve korunur. Amniyon sıvısı sadece mekanik bir katman değildir. Metabolik olarak da aktiftir. Bu nedenle yenilenmesi, tazelenmesi çok önemlidir. Amniyon sıvısı annenin içtiği su kullanılarak her an yenilenir. Bu nedenle de anne ne içtiğine ve içtiği suyun içinde ne olduğuna çok önem vermeli, bilgili ve bilinçli olmalıdır.

Gebelikte kan hacmi yaklaşık % 40-50 artar. Kanın çok önemli bir kısmı da sudur. Aynı zamanda kanın akışkanlığı da değişir, azalır. Kalp-damar sorunu ve tansiyon yüksekliği gelişmemesi için de su içilmesi önemli bir tedbirdir. Su her canlıda olduğu gibi, gebelerin de vücutlarındaki (tuzu) ve ayrıca gerekli olmayan diğer maddeleri vücuttan uzaklaştıran, idrarla atılmalarını mümkün kılan en sağlıklı ve zararsız araçtır. Ayrıca, gebelikte idrar yolu enfeksiyonları sık görülür. Annenin düzenli olarak su içmesi idrar yolu enfeksiyonu gelişmesini önler, tedavisinde de yardımcıdır.

Bebeğin bağırsaklara baskı yapması nedeniyle hamilelerde kabızlık sık görülür. Su içmek, kabızlığın önlenmesi ve tedavisinde de çok yardımcıdır. Hemorroid oluşumunu da önler. Annenin yorgunluğunu azaltır. Su içmek, vücudu nemlendirmektir. Günde iki litre su içilmesi ihmal edilmediği takdirde, cilt daha sağlıklı görünür. Daha az sivilce olur.

Özellikle üçüncü trimesterde su içmek prematüre doğumları da önler. Vücutta susuzluk gelişmesinin düşükleri ve erken doğumları tetiklediği bilinmektedir.

Su içmek tüm gün içine yayılmalı, vücut susuz bırakılmamalıdır. İçilecek en sağlıklı sıvının su olduğu unutulmamalıdır. Gebelikte su yerine ağırlıklı olarak süt ve meyve suyu içmek sağlıklı değildir, önerilmez. Gebelikte de sıvı ihtiyacı öncelikle su ile karşılanmalıdır.

Prof.Dr.Benal Büyükgebiz